LİMAK  ENERJİ REKLAM
KANAL ON6 BİLGİLER
WHATSAPP İHBAR HATTI
Yazı Detayı
17 Şubat 2020 - Pazartesi 00:01 Bu yazı 1192 kez okundu
 
ESKİYE YOLCULUK YAPMAK İSTEYENLER BUYURSUN
Aykut GÜL
[email protected]
 
 

Mezarlıkları seyredenleriniz varsa farketmiştir.

 

Toprağın dibinde yatanların birbirinin halinden, ahvalinden hiç haberleri yoktur. Öylece yatarlar. Kendileriyle baş başadırlar.

Şehirlerdeki dostluklar, komşuluklarda buna benzemiş artık. İnsanlar birbirinden habersiz. Yalnız ve huzursuz. Dışarı çıktıklarında tahammülsüz ve mutsuz. Çoğu insan komşusunun ismini bile bilmiyor.

 

“Allah bana bir verirse arkadaşıma, komşuma iki versin” diye düşünen dedelerimizden, “Allah komşumdan alsın bana versin” zihniyetine geçiş yapılmış ne acı.

 

Ucu kırık kalemimin başı dertte bugün…

Ahir zaman alameti midir, teknolojinin değiştirdiği nesillerden midir?

Neden yalnız herkes?

Ne oluyor böyle?

 

                                                                                ***

 

İnsan trafiğinin yoğun olduğu bir kaldırım düşünün hayalinizde…

Siz de o kaldırımda yürüyorsunuz varsayın. Kendi dertleriniz ve düşüncelerinizi bir kenara atın.

Yere bakıp yürümeyi bir süreliğine bırakın ve etrafınızı seyredin şimdi. Kalabalıklar içerisinde herkes yalnız. Aynen sizin gibi.

Büyük bir dünya koşuşturması. İnsanlar aceleci.

Çocuklar anne babasının elini bırakamıyor. Kadınlar tedirgin.

Gözleri değilde sadece suratı gülen yapmacık insan grupları.

Mutluluğu taklit etmeye çalışan fakat başarılı olamayan topluluklar.

Yan yana yürüyen kişiler…

Ne kadar da yalnız herkes…

Bir başınalar…

 

                                                                                  ***

 

Çocukluğumu fazlasıyla özlediğim bir dönemdeyim. Mahallemi özlüyorum… Sıcacık mahallemi.

 

Bir komşu taşınacak olsa herkes yardımına koşar evi hep birlikte taşırdı. Olur da mahallenin yeni sakini taşınma telaşıyla evde yemek pişiremez diye akşam komşulardan birer tabak yemek gelirdi.

 

Mahallede birisi yaz kış için hazırlık, temizlik yapsa ona yardıma giderdi annem. Sonrasında o komşular anneme yardıma gelirdi.

Şimdi gidip karşı komşudan yardım istesen “dalga geçiyor herhalde, banane” diye düşünür. Kavga bile çıkarabilir.

Eski günlerde birlik beraberlik çocukken başlardı.

 

Mahallenin çocukları bahçede, sokakta kardeşçe oynar hep birlikte büyürlerdi. Birinin annesi ekmek arası birşeyler yapsa diğer çocuklara da gönderirdi. Paylaşmayı sosyal medyada değil mahallede öğrenirdi çocuklar.

Belki de aşırı kalabalık şehirler bozdu insanların fıtratını.

 

Hırsızlık olmazdı mahallede. Gönüllerde kilit yoktu ki kapılarda da olsun.

Yazın aileler kapı açık yatardı evde, balkonda. Herkes mahallenin bekçisiydi. Vicdanının polisi…

Gece mahallede bir olay olsa evinde oturup çayını yudumlayıp “Banane..! (bana dokunmayan yılan bin yaşasın”) demezdi.

Evli olanlar, karı koca kavga ediyorsa arasını bulurdu.

 

Mahallenin delikanlı ağır abileri vardı. Çocuklar kavga etse mahallede küfür edilse, yaramazlık olsa ilk müdahaleyi onlar yapardı.

Ah… Ah… İçim sızlıyor…

 

Dedim ya ucu kırık kalemim çok dertli bugünlerde…

 

Komşu demek dertlerini anlatabileceğin dost demekti. Akşam kapısını çalacağın misafirliğe gideceğin yoldaş demekti. Sabah işe giderken kapıda gördüğünde selam verip, ayak üstü hasbihal edip içini döktüğün arkadaş demekti. Eskiden yoktu PSİKOLOG…

 

Zira psikolojinizi düzelten sorunlarınızı, sıkıntılarını dinleyen, çözen komşuluklar, dostluklar vardı. Şimdi nerdeler?

Mahalleden biri maddi manevi iflas etse hep birlik olunur sıkıntısına çareler aranırdı. Banka da neydi? Birlik beraberlikle sıkıntıların tümü giderilirdi. Düşene tekme atılmaz kolundan tutup kaldırılırdı.

 

“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” düsturu hakimdi.

 

Herkes mahallede kim aç kim tok bilirdi. Komşusuna kokacak bir yemek piştiğinde canı çekebilir diye bir tabakta ona gönderilirdi ve “O” tabak asla boş geri gönderilmezdi.

Anadolu insanının engin vefa duygusunun olmazsa olmazıydı bunlar…

Yapılan iyilik derhal unutulurdu. Hangimiz komşumuzun külüne muhtaç olmadık ki…

 

Vah ki ne vah…

Sevgi vardı insanların gözlerinde, sözlerinde. Çocukları mahallede görünce başları okşanır bakkaldan alınan şekerlerden verilirdi. Şimdi sıkıysa bir çocuğa şeker ver. Anında tecavüzcü, sapık, organ mafyası diye fişlenirsin…

((“Yaratılanı sev yaratandan ötürü”)) sözünü unutmamıştı o devirde insanlar. Şimdi bu sözü söylediğim yerlerde anlamsızca yüzüme bakıyorlar. Anlamıyorlar. Çok garip.

 

Saatlerce çeşme sırası beklese de önündekini itip kakmazdı eski Türkiye insanı.

Hastane, ekmek, tüp, gaz lambası kuyruğunda geçen ömürler birbirine saygıyla geçip gitti. Sabır vardı o eski insanlarda.

Beklemenin, sahip olmanın bir anlamı vardı.

Söyleyin şimdi böyle bir ortamda kim mutsuz olabilir? Bu samimi ve sıcacık ortamlarımızı nelerle değiştirdik? Komşu denilen unsur ne zamandan beri basitleşti?

Peygamber efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyuruyor.

“Cebrâil, bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.”

 

                                                                            ***

 

Sahi siyaset mi bizi bu hale getirdi? Futbol mu yoksa? Televizyon mu? Cep telefonları mı?

Ne yaptılar bize böyle? Yaralar neden sarılamıyor. Bu ayrışmanın müsebbibleri kimler? Komşuluk ilişkilerini kim öldürdü? Bizi kimler öldürdü?

Evlerimiz mezar gibi değil mi? İçeriye girip oturuyoruz öyle. Mezarlıklardaki ölülerden farkımız var mı Allah aşkına?

Hey hat.

Ne günlere kaldık…

 

 

 
Etiketler: ESKİYE, YOLCULUK, YAPMAK, İSTEYENLER, BUYURSUN,
Yorumlar
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.