Önceki gün Yıldırım’da, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e yumruklu saldırı girişimini hayretle izledik.
Öncelikle Başkan Bozbey’e geçmiş olsun.
Umarız bir kez daha benzer bir hadiseye tanık olmayız.
Ancak klavye başında temenni yazmanın, bu ve benzer hadislerin önüne geçmeyeceğini biliyoruz.
***
Meselenin 2 boyutu var.
Birinci boyutu CHP’yi ilgilendiriyor.
***
Bozbey’e saldıran kişi, yıllar önce dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na da mikrofon fırlatmıştı.
Yani fiili saldırı gerçekleştirdiği için hem adli bir suç hem de parti suçu işlemişti.
Peki bu kişi partiden atıldı mı?
Hayır!
Sadece geçici olarak parti üyeliğinin askıya alındığını biliyoruz.
Bir siyasi partide, üst düzey bir yöneticiye fiili saldırıda bulunmak üyeliğin ihracını gerektirmiyorsa, hiç kimse o partide disiplinden söz etmesin.
Eğer saldırgan şahıs o gün partiden atılmış olsaydı yıllar sonra bir kentin belediye başkanına saldırmaya cesaret edemezdi.
O halde, saldırganla ilgili yeterli yaptırımı uygulamayan dönemin parti yetkililerinin de Bozbey’e yönelik saldırıda sorumluluğu vardır.
.
***
Söz konusu şahıs, saldırıyı kişisel talepleri karşılanmadığı için gerçekleştirmiş.
Meselenin irdelenmesi gereken bir başka yönü de budur.
Nitekim sadece Bozbey’in değil, tüm belediye başkanlarının başta iş olmak üzere kişisel taleplerle başları dertte.
Belediye başkanlarına gün aşırı onlarca, yüzlerce iş başvurusu yapılıyor.
İş başvuruları sınırsız, yerel yönetimlerin kadroları sınırlı olunca belediye başkanları ile vatandaş karşı karşıya geliyor.
Veya partililerinin iş taleplerinin en azından bir bölümünü karşılamak için, işçi kıyımına gitmek zorunda kalıyorlar ki bu daha da sorunlu bir durum.
***
Bu büyük sorunun çözümü için merkezi hükümete bir önerim var.
Devlet memurluğuna alımlar nasıl ki KPSS ile gerçekleştiriliyorsa, yerel yönetimlerde istihdam edilecek personel de benzer bir sınavdan geçirilsin.
Bu, hem belediye başkanlarının elini rahatlatır hem de yerel yönetimlerde liyakat tartışmalarını sonlandırır.