AİLE KURUMU SALDIRI ALTINDA
Çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin ve kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü, hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor; teknoloji ve dijitalleşme, eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkânlar ve yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz; fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri ve yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz.
Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle, bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığı, bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarında öne çıkanlar:
İstikbalimizin mimarları sevgili gençler, kurucular kurulu ve mütevelli heyetinin değerli üyeleri, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle ve muhabbetle selamlıyorum. Birlik Vakfımızın kuruluşunun 40. yılı münasebetiyle tertiplenen bu anlamlı programda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum.
Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadele, dava ve adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Vakfımızın kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman ağabeyimiz için hazırlanan belgeseli hep birlikte izledik. Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük.
Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak ve hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık. Öncelikle yarım asrı aşkın süredir yol arkadaşı olmakla iftihar ettiğim İsmail Kahraman ağabeyimize, sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum; emekleri, gayretleri, bilgisi, feraseti ve tecrübesiyle bizlere yol gösterdiği, bizlerle yol yürüdüğü, bize yoldaşlık ve kaderdaşlık ettiği için Cenab-ı Allah kendisinden razı olsun.
Rabbim bugün burada olduğu gibi, yarın Rûz-i Mahşer’de Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz’in Livâ-ül-Hamd ismiyle müşemma sancağı altında bizleri buluştursun. Yine bu vesileyle, geride bıraktığımız kırk yılda Birlik Vakfımız bünyesinde görev almış, bu çatı altında gençlere ve millete hizmet etmiş, hayırda yarışarak kendisini Türkiye’nin ve ümmetin selametine vakfetmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Bugün geldiğimiz noktada İbn Haldun’un işaret ettiği hakikati daha net görebiliyoruz: Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir; lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef insandır, hedef ailedir, hedef millî ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz.
Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla farklı projeleri hayata geçirdik; çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık.
Fakat şurası da bir gerçektir ki, bağımlılık gibi aile kurumuna yönelik saldırılar, uyuşturucu, sanal bahis ve kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez; yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek, Allah korusun, yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz.Bakınız, çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi ve geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz.
Bugün geldiğimiz noktada İbn Haldun’un işaret ettiği hakikati daha net görebiliyoruz: Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir; lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef insandır, hedef ailedir, hedef millî ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz.
Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla farklı projeleri hayata geçirdik; çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık.
Fakat şurası da bir gerçektir ki, bağımlılık gibi aile kurumuna yönelik saldırılar, uyuşturucu, sanal bahis ve kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez; yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek, Allah korusun, yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz.Bakınız, çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi ve geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz.
Saygıdeğer misafirler; tabii burada bu tür meseleleri konuştuğumuzda umutlarımızı zayıflatan bir gerçeği de teessüfle dikkatinize sunmak durumundayım: Biz millî meselelerde güç birliği yapalım dedikçe, maalesef muhalefette aynı hüsnüniyeti göremiyoruz. Türkiye’deki muhalefetin milletin dertlerini dert edinmek, memleketin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir alışkanlığı yok.
Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru ve niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış, rüşvetsiz selam dahi almayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler.
Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun ve kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken, bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar; mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar da yine bunlardır.
Birlik Vakfımızın 40. yaşını bir kez daha tebrik ediyor, bu çatı altında hiçbir dünyevî menfaat gözetmeden ülkesi ve milletinin aydınlık yarınları için emek sarf eden kardeşlerime teşekkür ediyorum. Ebediyete irtihal eden büyüklerimize ve kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor.
Birlik Vakfımızın daha nice 40 yıllar hayırlı hizmetlerini sürdürmesini, yeni nesillere ve Türkiye’ye en güzel şekilde hizmet etmesini temenni ediyorum; hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyor, sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.