LİMAK  ENERJİ REKLAM
KANAL ON6 BİLGİLER
WHATSAPP İHBAR HATTI
Haber Detayı
09 Ocak 2020 - Perşembe 15:22 Bu haber 12421 kez okundu
 
Bursa'nin ilçeleri'nin ve semtleri'nin isimleri nereden gelir?
Bursalı'nın olduğu kadar Bursa'ya ilk defa gelenlerin de merak ettiği bir husus var. Bu semt isimleri nereden geliyor?
BURSA HABER Haberi
Bursa'nin ilçeleri'nin ve semtleri'nin isimleri nereden gelir?

Bursa'nin ilçeleri'nin ve semtleri'nin isimleri nereden gelir?

Türkiye’nin nüfus itibariyle en kalabalık ilçelerinden 2 tanesi Bursa’mızdadır. 2012 yılında yapılan sayımlara göre Türkiye’nin en kalabalık ilçesi 840 bin nüfusuyla Keçiörenken Bursa’nın Osmangazi İlçesi de 800 bine yakın nüfusuyla ilk 4 büyük ilçeden biri olmuştur. Yine Yıldırım 630 bin nüfusuyla Türkiye’nin en büyük ilk 10 ilçesinin içindedir. Bursa’nın şehir merkezi haricinde il olmaya aday pek çok önemli ilçesi vardır. Tarihi ve kültürel değerleriyle, isimlerini Türkiye’ye duyurmuş olan ilçelerimiz, turistik mekanlarıyla, ticaret ve sanayiye elverişli konumlarıyla da ön plana çıkmışlardır. Peki Bursa’mızın bu güzel ilçelerinin isimleri nereden geliyor?

Bursa:

Bursa’nın ismi hisar anlamındaki ‘Pura’ ile kent anlamındaki ‘issa’ sözcüklerinden geliyor. Bursa’ya ismini verdiği söylenen Bitinya krali Prousias ise Proasa’lı anlamına gelmektedir.  Yani bilinenin aksine Bursa’ya adını kral Prousias değil bilakis Prousias’ın adını Proasa yani Bursa vermiştir.

Osmangazi:

Osmangazi ilçesi ismini Osmanlı devletinin kurucusu Osmangazi den almaktadır. Osmangazi’nin vasiyeti üzerine defnedildiği Tophane sırtları Osmangazi İlçesinin merkezidir.  Bursa’nın en büyük ilçesidir.

Yıldırım:

İlçeye ismini 4. Osmanlı padişahı Sultan Yıldırım Bayezid vermiştir. Sultanın yaptırmış olduğu külliye, bu ilçenin ve Yıldırım mahallesinin tam merkezinde yer alır. Osmangazi ile arasında Gökdere vardır. Gökdere bu iki ilçe arasında sınırdır.

Kestel:

Kestel’in ismi bugün İngilizcede “Kale” anlamına gelen Castle’den gelmektedir. Bizans döneminde burada ‘Castellium’ adında bir kale bulunmaktaydı. Osmanlının kurulduğu yıllarda bu kale önemli bir tekfurluktu. Osmanlı döneminde Vani Mehmet efendi’nin buraya sürgün edilmesiyle bölge canlanmıştır.  Bugün Kestel ilçesi Bursa- İnegöl karayolu üzerinde 10. Km de bir ilçe merkezidir.  Şehir merkeziyle birleşmiş durumdadır.

Gürsu:

Şehir merkezinin doğusundaki ilçelerin diğeridir. İsmi suyunun bolluğundan dolayı 1933 yılında Gürsu olmuştur. Eski ismi ise Büyüksusığırlıktı. Eski bir Rum köyü olduğu bilinmektedir. Sultanların Manda, yani susığırlarına baktıkları için Susığırlık adını almıştır. Yan yana iki Susığırlık köyü olduğu için büyüğü yani Gürsu ‘Kebir Susığırlık’ olarak anılmaktaydı.

Mudanya:

Bursa’nın yaklaşık 20 km kuzeyinde Marmara denizi kıyısında Bursa’nın en eski ilçelerinden biridir. İsmi haçlılar döneminden kalma dağ anlamındaki ‘Montaneia’ sözcüğünden gelmektedir. Eski kentin kalıntılarından şehrin şimdiki gibi deniz kenarında değil biraz daha yamacında yer aldığı dağ tarafında bulunduğu ve isminin bununla irtibatlı olduğu tahmin ediliyor (Kaplanoğlu).Orhan Bey’in şehzadeliği zamanında 1321 yılında, Bursa’nın fethinden evvel fethedilmiştir.

Gemlik:

Bursa’nın bir diğer liman kenti olan ilçesi ise Gemlik’tir. Farklı söylencelerde olmasına rağmen kuvvetli ihtimalle ismini liman kenti olması hasebiyle Gemilik kelimesinden almıştır. Bursa’ya yaklaşık 25 km uzaklıktadır. Bursa civarındaki en eski kent olan Gemlik’in tarihi M.Ö. 12.yy a dayanmaktadır. Antik dönemdeki ismi Cius’tu.

İznik:

İznik ismi, şehrin eski adı olan Nikea'dan gelmektedir. Dönemde yaygın bir dönüştürme kuralına göre Rumca adın önüne 'sur içinde' anlamında olan is eki getirilerek İsnikea adı Türkçede İznik olmuştur.

Bursa’nın şüphesiz en önemli ilçesidir. Bursa’dan daha eski ve daha önemli bir antik dönem şehriydi. Gelişmeye müsait olsaydı muhtemelen Bursa İznik şehrine bağlı bir ilçe kalacaktı. Ama kader ve şartlar (Kader zaten bu demek) Bursa’yı seçmiştir.  Osmanlı’ya da başkentlik yapmış olan İznik Hıristiyanlık için oldukça önemli bir şehir idi. Bir dönem Bizans’ın da başkentiydi.

İnegöl:

Bursa’nın il olmaya aday en zengin ve en büyük ilçelerinden olan İnegöl, adını antik dönem isimlerinden ‘Angelokome’den alıyor. Önemli ve ilginç bir başka rivayete göre  ise  eyne-göl kelimelerinden alıyor. Eyne-göl halk arasında İnegöl diye telaffuz edilegelmiştir, Eynebey’in İnebey olarak da anılması gibi. Eyne, küçük demektir. İnegöl de küçük göl demek oluyor ki, eski dönemde İnegölün Jeomorfolojisinde bir küçük göl olduğu bilgisi yer alıyor (Kaplanoğlu).

 

Karacabey:

Karacabey adı aslında Fatih Sultan Mehmet Han’ın komutanlarından Dayı Karacabey’den gelmedir. Ama ilçenin eski adı Mihaliç’tir. Mahlaç peynirine ismini veren Mihaliç burasıdır. Mihaliç Orhan gazi döneminde burayı yöneten Rum prensesin ismidir.  Kardeşi Kirmastora ise Mustafakemalpaşa’ya egemendi.

Mustafakemalpaşa:

Tatlısıyla tanınan bu ilçemiz Bursa’nın 77 km uzağındadır. İsmini bu bölgeyi yöneten prenses Kirmastora’dan almıştır. Zira 1922 yılına kadar bu ilçenin ismi Kirmastı idi. Yunanlıların Bursa’yı 1920 yılında işgal etmesiyle bu ilçe de işgal edilmişti. Ve iki yıl sonra düşmanın kovalanmasıyla bu ilçemize Mustafakemalpaşa ismi verilmiştir.

Orhan Gazi:

Kentin adı 1332 yılında bölgeyi fetheden Orhan Bey’den kalmadır. Yerleşim ünitesi olarak II. Osmanlı Padişahı Orhan Bey burada kendi adına bir camii ve hamam yaptırarak civarda bulunan Türk aşiretlerini buraya yerleştirmiştir. Ancak Orhangazi ismi 1913 yılında verilmiştir. Eski adı ise Pazarköydü. Bu ismin Roma imparatorluğu zamanında buradaki antik kenti kuran ( M.S. 365) İmparator Julian’ın annesi Bassiliano’dan geldiği sanılıyor. Bassilianopolis Baziliköye, o da rivayete göre zamanla Pazarköye dönüşmüştür.

Orhaneli:

Orhangazi’nin ismini verdiği bir başka ilçe ise Orhaneli/Adranos ilçesidir. Bursa’nın güneyinde 70 km uzaklıktadır. Beyce ve Atırnaz olarak da bilinen ilçenin ismi Hadriana’dan gelmektedir. İmparator Hadrianus kutsal Keşiş dağında bir tapınak yaptırmak ister. Ve şimdiki Orhaneli’de yaptırdığı tapınaktan ötürü Adranos olarak kalan ilçe ismi zamanla Adırnaz’a kadar dönüşmüştü. 1913 yılında Adranos adı Orhaneli’ye dönüştürülmüştür.

Büyükorhan:

Bursa’nın en küçük ve yeni ilçelerinden olan Büyükorhan 1987 yılına kadar bir bucak merkeziydi. O yıl ilçe merkezi oldu. Orhaneli’ne bağlı bir köy olan Büyükorhan’ın 17. yy da kurulduğu sanılıyor. Ama isminin Orhangazi ile bir bağı yoktur.

Harmancık:

Uludağ’ın güneyindeki yaylalarda Bursa’nın 95 km uzağındaki ilçesi olan Harmancık adının Harmankaya tekfuruyla bir ilgisi olduğu tahmin ediliyor.

Yenişehir :

Osmanlı’nın ilk başkenti olan Yenişehir, adını Osmangazi tarafından kurulmasından alıyor. Bölge 1301 yılında Türklerin eline geçmişti. Osman Gazi Köprü Hisar’ı alamayınca Yenişehir’i baştan kurmuştu. 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar kentte hamamlar, hanlar, medreseler yapılmış bir eğitim ve kültür kenti olmuştur.

Özetleyerek verdiğim bu bilgiler haricinde daha ayrıntılı bilgi isteyenlere, Raif Kaplanoğlu’nun Bursa Ansiklopedisi 1.(Yer adları) eserini öneriyorum.

Fomara:

Biliyorsunuz Bursa, eskiden beri bir tekstil kenti. Osmanlı döneminde de ticaret işlerini gayrimüslimler yürütüyormuş. İşte 1800'lü yılların sonlarında, bugünkü Fomara meydanının olduğu bölge Bursa'nın dış sınırında kalıyormuş.

Genelde üretilen ipek ve diğer tekstil ürünlerine normalden biraz daha fazla ücret vererek satın alan İtalyan asıllı bir tüccar burada bir ticarethane açmış. Bu tüccarın da adı/lakabı Fomara imiş.

Diğer Rivayete göre fumar İspanyolca'da sigara içmek demek. Vakti zamanında Fomara'nın (fumare) bulunduğu bölge tütün deposuymuş.

Altıparmak

Bu konuda 2 farklı rivayet var.

1. Rivayet: Yakın zaman öncesine kadar Altıparmak Caddesi'nin Atatürk Stadı ile kesiştiği noktasında bir anıt vardı. Üzerinde Cumhuriyet dönemini simgeleyen çeşitli kabartmalar ile yanlarında 6 tane sütun  ve sütunlar da Cumhuriyet'in 6 temel ilkesini simgelerdi. Bu sütunların ortasındaki ana kabartma sütunu ise sanki 6 tane parmağı olan bir elin avuç kısmında duruyormuşçasına konulduğu için o yanlardaki 6 tane sütun parmağa benzetilmiş ve o bölgeye halk arasında "Altıparmak" denilmiş.

2.Rivayet:Altıparmak Camii'ne adını veren kişi Altıparmaklı Abdullah Çelebi'ye izafeten bu ad kullanılmıştır. Bu şahsın altı parmağı varmış lakabı da buradan gelirmiş. Altıparmak Camii'nin girişindeki bilgilendirme panosunda yazdığına göre Altıparmak, Mehmet Efendi'nin yaptırıp ders verdiği yerdir bu cami ve semtte adını buradan alır.

Kaymakamlığın arka tarafındaki cami Altıparmak Camisidir. Bahçesinde adı "Altıparmak" olan alim biri yatar.

Semt zamanının meşhurlarından olan bu kişiden adını almıştır.

Çekirge:

Bu semtin ismi de yine o bölgede ün yapmış bir kişinin lakabından geliyor.
Muhtemelen 1700'lü yıllarda Bursa'da büyük bir kuraklık yaşanmış. Uludağ'dan gelen tüm dereler kurumuş. Çekirgeler tüm ekili alanları istila etmiş. Bu sırada bugünkü çekirge semtinde sadece çok zengin ailelere ait bazı yalılar ile sadece kaplıcalar varmış. Bu kaplıcalardan birinde, oradaki zenginler tarafından çok pis görünümlü diye beğenilmeyen, meczup denilen fakir bir adam varmış. Onca zengin içinde dağdan topladığı odunları satarak geçinmeye çalışır, geceleri de bu kaplıcaların sıcak duvarlarının dibindeki küçük kulübesinde yaşarmış.

Çekirge istilası olduğunda Bursa halkı ne yapmış ne etmişse bunlardan kurtulamamış ancak çekirgelerin küçük gördükleri bu adamın yiyeceklerine ve eşyalarına zarar vermediğini farketmişler. Onun özel bir insan olduğuna inanmışlar. Bu kişiden yardım istemişler. Sonunda bir şekilde bu kişi yardım etmiş ve çekirge belasından kurtulunmuş. Hatta öyle bir kurtuluş olmuş ki Bursada'ki onca çekirge çevredeki illere göç etmediği halde ölülerini de bulamamışlar. Sanki bir gecede havaya uçmuş hepsi. Bunun hikmetini anlayamayan Bursa halkı aşağılayıp küçük gördükleri bu kişinin Allah dostu olduğunu inanmışlar. Fakat bunun anlaşılmasından sonra bu kişi aslında sır olarak kalması gereken bu durumunun açığa çıkması yüzünden rahatsız olmuş. Şehri terketmeye hazırlanırken 3 gün sonra vefat etmiş. Bursa halkı da o günden sonra bu kişiyi "Çekirge Sultan" lakabıyla anmaya başlamış. Zamanla da onun bulunduğu semtin adı da Çekirge olarak kalmış.

Hürriyet ve Karaman

Bu isimler de aslında Çekirge, Altıparmak gibi kelime anlamına sahip bir isim. Bursa tam bir göçmen kenti.

Osmanlı son döneminden itibaren Balkanlardan yoğun göç almış. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ve sonrasında Yunanistan ve Bulgaristan'da yaşayan Türkler orada gördükleri yoğun baskılar ve eziyetler sonucunda hızla Türkiye'ye gelmiş.

Özellikle 1950'lerde Adnan Menderes döneminde gelenler için ABD'den gelen Marshall yardımları çerçevesinde ücretsiz evler yapılmış. Bu müstakil evlerin kurulduğu alan ise o zamanlar şehrin çok  fazla dışında ve bataklık sayılabilecek bir yermiş. En yakın yerleşim yeri ise o zamanlar köy olan ve Karaman ili civarından gelen bir Yörük boyunun yerleşerek kurduğu "Karaman Köyü" imiş. Balkan Türklerinin de soyu, orta Anadolu'daki Yörük boylarına dayandığı için çok iyi anlaşmışlar. Gelen Türkler, esaret ve baskıdan kurtulmuş olmalarının da simgesi olsun diye, yeni kurulan bu mahalleyi "Hürriyet" ismiyle anmaya başlamışlar.

Maksem:

Eski Bursa'nın konum itibarıyla en yüksek yerinde bulunan bu yerleşme, adını yine burada bulunan "su taksim edilen"; "Su Maksemi"nden almaktadır. Civarındaki yerleşme ve cami de aynı adla anılmaktadır.

Hemen yakınındaki Temenye (Temenyeri)'ye Uludağ'dan gelen kaynak suları, ilk önce burada bulunan Maksem'de toplanır ve ardından da, şehrin muhtelif semtlerine dağıtımı yapılırmış.

Şehreküstü:

Sadece Bursa'da değil, Türkiye'nin diğer birçok eski şehirlerinde de bu isimle anılan bir semt olmuştur (ancak, çoğu günümüze kadar ulaşamamıştır). Şehrin en son yerleşmesinin olduğu yere; "Şehire küsen / Şehire küstü" adı verilirdi. Buradaki en son evden ötesi, tarlalar ve yeşil alanların başladığı sınır olurdu.

Bursa'da yaşayan bir zatın, şehrin günlük gailelerinden bunalması ve evini, Bursa'nın (o yıllar için tabii ki) en uç bölgesine yapması ve artık burada ikamet etmeye başlamasından ötürü, bu zatın evinin bulunduğu yere; "Şehire Küstü" adı verilmiştir.

Şehir o yıllarda bilindiği üzere, Ulucami ve Hisar bölgelerinden oluşmaktaydı. Günümüzde ise artık Şehreküstü, Bursa'nın tam içinde kalmış ve nirengi noktalarından biri olmuşsa da, ismi yüzyıllardır değişmeden gelebilmiştir.

Yavuzselim :

Yavuzselim Mahallesi'nin olduğu bölge, Ankara Asfaltı'nın altında ve Arabayatağı Köyü'nün batı tarafına düşen sulak verimli tarım arazilerinin olduğu harikulade güzel yeşillik bir bölgeydi. Bu bölge 1974-75'lerden sonra kısım kısım parsellenip, Doğu'dan göç eden vatandaşlarımıza satılarak çirkin ve plansız bir yapılaşmasının esiri oldu.

Buraya göç eden insanlarımız genelde, muhafazakar kesimin kuvvetli birer temsilcileriydi. İlk zamanlarda gayriresmi olarak (1980'ler) bu mahalleye Yenimahalle ismi verilmişti. Büyükşehir statüsüne geçen Bursa yeni yapılanma sürecinde buraya yeni bir isim verme gereği duydu. Çünkü halihazırda Bursa'nın başka bir bölgesinde önceden onaylı bir Yenimahalle ismi mevcuttu.

İsim önerilerinin başında Dikencik Mahallesi ön plandaydı ve Belediye de bu ismi destekliyordu. Bunun nedeni de Samanlı Köyü'ne giden yol üzerinde büyük bir çiftlik vardı ve ismi Dikencik'ti.

Bu isme mahalleli o zamanki muhtar öncülüğünde büyük bir tepki gösterdi. Çünkü Dikencik ismi kulağa hoş gelmiyordu.

Mahalleli kendi ismini öncü kişilerin ağız birliği ile koymuştu bile. Bu da Yavuzselim Mahallesi ismi idi.

Teferrüç :

Teleferik semtinin üst taraflarına verilen bu isim; "Gezinti, eğlence yeri" anlamında olup, dinlenilecek ve piknik yapılacak güzel havası ve suyu olan arazi/mekân mânâsındadır.

Aynı zamanda; "3" numaralı "Heykel-Teleferik-Teferrüç" ring otobüs hattının yakın zamana kadar da son durağıydı.

Eski Bursa'nın o havasının ve suyunun güzel olduğu dönemlerden kalma bu adın, zannedildiği gibi "Teleferik" kelimesinin köküyle hiçbir alâkası ve bağı yoktur.

Zeyniler Köyü ve Beşevler:

Ahıska'dan Türkiye'ye göç eden ve mecburi iskanla Bursa'ya gönderilen Ahıska Türklerinden 5 aileye, Vali Haşim İşcan zamanında Ankara yolu üzerindeki Arabayatağı mahallesi yerleşmeleri için gösterilir. Ovanın sulak olması ve dağ havasına alışkın olmaları nedeniyle gelenler bir süre sonra bölgeden rahatsızlık duymaya başlarlar ve Valiliğe başvurarak dağ eteklerinde kendilerine yerleşecekleri bir yer isterler.

Bir süre sonra Askeri Lisenin üstünde bugün Teferrüç olarak anılan yere yerleşmelerine karar verilir. Ve 5 aileden oluşan Ahıskalılar buranın ilk sakinleri olurlar. (İlk yerleşimcilerin varisleri Zümrütevler muhtarı, Çancılar'daki Bozkurt silahçısı, İzci lideri ve öğretmen Aydın Yıldırır, Emekli Subay ve Burfaş eski yönetim kurulu başkanı Celil Yıldırır)

Daha sonraları Tacettin Efendi dergahına giden patika yoldan ilerleyerek Kaplıkaya deresinin batısında, Kadıyayla'nın doğusunda, Gülpınar'ın beslediği arazide tarıma başlarlar. Sonrasında buraları sahiplenirler, ekip biçerler... İlk gelen 5 aile hayvanları için ahırlar ve bağ-bahçe evleri yaparlar, topu temeli 5 adet... Ondandır ki sonraları buraya beşevler derler.

Kükürtlü:

Kükürtlü semti adını, bulunduğu yerden çıkan ve içersinde oldukça çok oranda kükürt bulunduran sıcak suyundan almıştır.;

Trilye ( Zeytinbağı ):

Mudanya'nın Zeytinbağı (Trilye) nahiyesi. Trilye Bursa çevresindeki en eski yerleşim yerlerinden biridir.

İsmini almasında iki tane rivayet olup, hangisinin doğru olduğu hala tartışılmaktadır.

1-Trilye kelimesinin latince deki karşılığı kırmızı balık olması ve bu çevrede de kırmızı renge sahip olan barbunya balığının çok bulunması...

2-Zamanında başpiskopos tarafından kiliseden afaroz edilen (Aya Yani,Aya Yorgi,Aya Satri) adındaki papazlar buraya yerleşir.

Tarihteki duvarlarına ilk resim yapılan kilise olarak bilinen, günümüzde kemerli kilise olarak tanınan yerde ömürlerinin sonuna yaşarlar.

Kelime anlamına gelince Tri - üç Lya - Papaz anlamına geldiği için üç papaz olduğu söyleniyor.

Koğukçınar: 

Çok yaşlı bir çınardan alır bu semt adını. Ankara yolu altında küçük bir semttir.

Fethiye:

1877-78 yılları arasında Bursa'ya gelen göçmenler tarafından kurulmuş Fethiye köyü.

Kurulduğu zamanlarda 50'ye yakın hanenin bulunduğu ormanlık bir alanmış.

İsminin Fethiye olmasının sebebinin Çavuşköylüler ile yapılan bir yer sorunundan geldiği anlatılır. 'Biz burayı fethettik' diye Fethiye koymuşlar yerleşenler köyün adını.

Bugün Ataevler, Cumhuriyet Mahallesi gibi bir kaç mahalle de Fethiye köyünün meralarıymış.

Hasanağa:

Hasanağa, adını XV. Yüzyıl başlarında "HASAN AĞA" adlı yeniçeri ağasından aldığı söyleniyor.

1402 yılında Ankara Savaşı’na katılmış olan Hasanağa, Osmanlı ordusunun bozulmasından sonra şehzade Emir Süleyman, Vezir Çandarlı Ali Paşa ve Hasanağa Bursa’ya gelmiş, ancak Bursa’nın Timur tarafından basılacağının anlaşılması üzerine Edirne’ye geçmişlerdir.

Fetret Devri ( 1402-1412) sonunda Hasan Ağa, Çelebi Mehmet’in hizmetine girmiştir. O yıllarda, Şu anda Hasanağa Beldesi’nin bulunduğu yer, Hasan Ağa’ ya “ Timar” olarak verilmiştir. O yıllarda Hasan Ağa’ya verilen devrin tapusu ise şu anda Hasanağa Belediyesi arşivinde bulunmaktadır.

Eski adı “ Kızıklı” olup, şimdiki yerleşim yerinin 4 km kuzeyinde Toki konutlarının bulunduğu mevkideydi. 1417’ deki büyük deprem sonrası zemini daha sağlam ve su kaynaklarına daha yakın olan şimdiki yerine taşındığı sanılmaktadır. Aynı şekilde Hasanağa’ya Edirne’den de timar verilmiş, orada da Hasanağa adında bir köy kurulmuştur.

Cumhuriyet’ten önce Edirne Hasanağa’dan toplanan ırgatların Hasanağa’nın mirasçılarına gönderildiği ve dağıtıldığı bilinmektedir.

Hasan Ağa Türbesi, beldemizde bulunmaktadır. Söz konusu türbe 1996 yılında Hasanağa Belediyesi tarafından onarılarak, yeniden düzenlenmiştir.

19.yüzyıl ortalarında 200 hane dolayında olan Hasanağa, 1877-1878 Osmanlı- Rum savaşı’ndan sonra (93 Harbi) önemli ölçüde göç almış ve daha da büyümüştür.

Şu anda, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi tarafından Kızılcıklı mevkine yapılan 1584 konut ile birlikte toplam nüfusu 6000 dolayında olup bu sayı hızla artmaktadır.

Daha önce o yıllarda “ Kite” diğer bir adıyla Ürünlü’ye bağlı olan belde, sonraki yıllarda Çalı nahiyesi’ne bağlanmıştır. 1972 yılında Nilüfer ilçesine bağlı olarak Hasanağa Belediye başkanlığı kurulmuştur.

Arabayatağı : 

Şehre gelip giden arabaların bekleme yaptığı mevkiin ismi imiş. 93 harbi sonrası Artvin'in Berta-Ardanuç bölgesinden göç eden göçmenlere tahsis edilmiş ve kurulan köye Hamidiye ismi verilmiş. 1929 yılında Hamdiye adı değiştirilerek Arabayatağı'na dönüştürülmüş.

Davutdede :

Bu isimlerden Davutkadı ve Karadavut aslında tarihi kişiliğe ait isimler. Osmanlı'nın ilk kadılarından Karadavut'tan geliyorlar. Mezarı Davutkadı mahallesindedir, bir kaç yıl önce belediye tarafından onarıldı.

Davutdede ise başka bir kişilik, o da Ali Mest Ethemi gibi bir İbrahim Ethem dervişi, mezarı bugünkü Cümlekapı Caddesi'nin kenarında imiş, Yıldırım Beyazıt Lisesi yapılırken ortadan kaldırılmış.

Duaçınarı :

Aşağı yukarı bugünkü metro istasyonu civarında bir çınar ağacı vardı, 1980'lerde bir gün yıkıldı gitti.

Söylenene göre Hacca gidenler burada dua edermiş ve çınarın ismi de duaçınarı olmuş.

Şimdi çınar yok ama isim yaşıyor.

Kaynak: WowTurkey - Sehirmedya

Kaynak: Editör:
Etiketler: Bursa'nin, ilçeleri'nin, ve, semtleri'nin, isimleri, nereden, gelir?,
WHATSAPP İHBAR HATTI
Yorumlar
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.